1 Ekim 2011 Cumartesi

Ve Olaylar Gelişir

Evden çıktığımda Zeynep iştahlı bir şekilde fangirl hikayesini yazıyor Çisem de sabırla bunun bitmesini bekliyordu,annem ise çoktan çıkmıştı.Dünkü sevincimi ”iyi bir kızla takılmam” olarak değerlendirmiş ve bana kızlar hakkında birkaç tavsiye vermişti.Pembe yalanları severler,pek cinselliğe bulaşmazlar,ilk buluşmada ucuz bir çift küpe çok iyi olurmuş,yemeği ben ısmarlamalıymışım…sorun şu ki bunların hiç birine ihtiyacım yoktu.Gideceğim adres 20 yaşında bir erkeğin eviydi,gerçi ne kadar ”erkek huyları” öğrensem ve bilsem de onun bunlara ihtiyacı olmayacaktır diye düşündüm çünkü o farklı bir insandı.Facebook adresinden gördüğüm kadarıyla reklamcılık okuyordu ve bayağı yaratıcılık gerektiren şeyler çiziyordu,yaratıcı insanlar da pek ”normal” olmazlar.Evine ilk defa geldiğim için bir hediye almam gerektiğini düşündüm sonra bunun çok saçma olacağının farkına vardım, yeni tanışmıştık ve benim sevdiğim hediye ona çok saçma sapan gelebilirdi,sonunda ne kadar birbirimize ısınsak da zevklerimiz tamamen farklı olabilirdi.Yine de boş gitmemek için iki dondurma aldım.
Apartman kapısına geldim,”Erguvan” yazan zili çaldım ve beş katı soluk soluğa tırmandım.Lacivert bir kot ve siyah sade bir tişört giymişti,bu sadelikte bile çok seksi görünyordu,ben ise siyah dar kotumla ve mor tişörtümle özenti bir emo çocuk gibi görünüyordum.Ama emo değilim.Sadece öyle giyiniyorum.Her neyse,kapıdan içeri girdiğimde muhteşem bir manzarayla karşılaştım.Eski ama harika bir teras katıydı burası,insanlara bir huzur ve rahatlık veriyordu.Dondurmalar için teşekkür edip onları buzdolabınaa attıkktan sonra ”Hoş geldin,işte burası da benim evim.Annemlerle onlar Ankara’ya geri dönmeden önce burada yaşıyorduk,ben üniversite için burada kalınca ev de benim oldu.” dedi,ben de ”Ne şanslısın,çok güzel bir ev.” dedim.Tam pencerelere bakan kanepeye kurulduğumuzda ise ne kadar kalacağımı sordu, ben de ”Gece ona kadar iznim var.” dedim.”Harika” dedi,”gün batışını beraber izleyebiliriz.Her yer bir anda kızıl oluyor,mutlaka görmen lazım.” O anda o kadar mutluydum ki,benim için planlar bile kurmuştu!
-Eee,müzik açayım mı bilgisayardan?
-Hm,biraz rock iyi giderdi ama yine de sen bilirsin.
Odadan laptopu getirdi ve bir Media Player listesi açtı.O anda Mor Ve Ötesi çalmaya başladı,bu çocuk beynimi okuyordu.Tam bu güzel öğleden sonraya göreydi.Müziğin ve onun dediklerinin de etkisiyle burada geçireceğimiz güzel bir yazı hayal etmeye başladım.O bu sırada mutfaktaydı,bana bira kendisine de şarap getirdi.
-Bir ara şarabı da denemelisin,bira gibi hafif değildir ama böyle anlarda çok iyi gider.
-Denedim ama beğenmedim,çok acı-tatlı bir tadı var ve seni nasıl çarptığını anlamıyorsun.
Geçen yaz Alanya’ya gittiğiimizde annem kızlarla ve anneannemle gezerken otelin barında gizlice Rus ”arkadaşım” Olga’yla şarap içmiştik.O gayet dayanıklıydı ama ben ikinci kadehten sonrasını hatırlamıyorum,uyandığımda neyse ki bizim odamızdaydım ama boynumda ve kasıklarımda ısırık izleri vardı.
-Kontrollü olursan seni çarpmaz.Bu arada Alanya’ya hangi ayda gittin? Ben de geçen yaz oradaydım da
-Haziran’da gittik,sen hangi ayda oradaydın? Bu arada farkında mısın bilmem ama gittikçe yakınlaşmaya başladık birbirimize
-Haha gün geçtikçe senin tanıştığımız günde söylediklerine inanıyorum.Ben de Temmuz başlangıcında gitmiştim,yani seni günlerle kaçırdım.
-Şimdi buldun ya,önemli değil.
Bunu dedikten sonra o masmavi gözlerini bana dikti,adının neden Deniz olduğu belliydi,gözleri denizin rengi gibiydi,azıcık yeşile çalan bir mavi.Elimi tuttu ve bana yaklaştı,bir anda beni ateş bastı,korktum.Dondurma isteyip istemediğini sordum.Ofladı,pufladı ve mutfağa yöneldi.O sırada son günlerde olanları düşündüm.Önce rüyamda görmüştüm,dün evinin kapısında görmüştüm,bugün de yatak odasında görecektim.Bu kadar hızın sonu iyi değildi,biraz yavaşlamak lazımdı,ancak görünüşe bakılırsa bu yavaşlama anca 1-2 saat sonrasıydı.
-Al bakalım dondurmanı.Bu arada bu frambuazlı dondurmalara bayılıyorum.aldığın için çok sağol.
-Bir şey değil,bu evine ilk gelişim olduğu için biblo tarzı bir şey almalıydım ama sonra vazgeçtim,malum yeni tanıştık.
-Temkinli davranıyorsun ne güzel.Ben olsam senin saçma sapan bulabileceğin bir şeyle evine damlayabilirdim.
-Haha,gerçi benim için farketmez,evde zaten 4 tane kadın var, yani aldığın şey ne kadar kokoş olursa olsun göze çarpmaz.
-Dört kadın mı? Nasıl yani?
-Annem,ikiz küçük kız kardeşlerim ve biri sekiz diğeri on yaşında iki kız kardeşim daha.
-Oha,annen seni çok genç doğurmuş olmalı.
-Evet,ama benden önce abim vardı.Ama o yurtdışına gitti yani ben kızlarla kalakaldım.
-Ne kötü.Ben tek çocuğum,hiç bir zaman bir kardeş ya da bir abi istemedim o yüzden senin çektiğin dertleri anlamasam da hissediyorum.
-Sonuna kadar haklısın istememekte,yalnız çocuk olmak çok iyi bir his.Çocukluğumda annem adliyeden işe koştuğu için bunu biraz yaşadım diyebilirim.
-Boşanma mı oldu? Altı çocuktan sonra doğaldır tabii…
-Bu altı çocuğun ilk ikisini doğurtan adam gitmişti zaten,boşanma geri kalan dördünü yapanlaydI.
-Çok kötü olmuştur ya,annen erkeklere güvenmiyordur ve bu…az da olsa…seni de etkiler.
Yine elimi tuttu.Tamam dondurmayı yalamam ve bu sırada ”dramatik” bir şeyler anlatmam onu etkilemiş olabilirdi,bunu anlayışla karşılayıp konuşmaya devam edebilirdim ama o da karşımda yalanıyordu ve bana çok sevimli bir yüz ifadesiyle bakıyordu.Yavaşlamamız bu kadar olmuştu işte.Ona sarıldım ve ”Abime ve amcama güvenmedim ama sana güveniyorum, sen farklısın ve çekicisin.”
Onun yaptığını yaptım,dondurmamı yandaki tepsiye koydum ve dudaklarına yapıştım.Frambuazın da etkisiyle dudakları çok lezzetli geldi,bu arada dondurmaları aldığıma sevinmiştim eğer yemeseydik şarap o çilek dudakları bile kirletebilirdi.Bu sırada elimi onun beline doladım ve o tişörtünü çıkarttı,boynumdan başlayarak dudaklarını vücudumda gezdirdi.Her adımda daha iyiye gidiyordu,o sırada bakışlarımı yana kaydırdım ve güneşin battığını gördüm.Her yer kızıldı,gerçekten de harika bir manzaraydı.Ama manzaraya çok dikkat edemedim,Deniz iyice aşağılara inmişti ve tutku beni esir alıyordu.O devam ederken saçlarını okşasam da aklım gayet yerindeydi,yatakta devam etmesini söyledim,ama aynı zamanda ben de onu delirtmek istiyordum,bu oyun kirli olduğu kadar güzeldi de.
Beni sürükledi ve yatağa attı,tamamen çıplaktım ama hiç utanmamıştım,ben de delirmiştim ve tek istediğim şey içime girmesiydi.Ama önce ben de onu tatmalıydım.
Ve onu taklit etmeye başladım,kasık kemiklerini yaladım,Ville’ninki gibi belirgindi kemikleri ve hatları biraz kadınsıydı,fakat makyaj yapsa bile gayet erkeksi durabilirdi.Aşağıdaki işimi bitirince nefes nefese ”Çok güzeldi” dedi,”Şimdi ikimizin de aynı anda çok güzeldi diyeceği bir şey yapacağım.” Beni kucağına aldı,içime girdi ve boynumu yalarken bir yandan da feci acıttı.Acıdan inlemeye başladım,bu onu daha kötü yapmış olacak ki beni yan yatırdı ve öyle devam etti.Artık her şey çok sertti,tatlı olan tek şey onun inlemeleriydi,bunları durdurmak istemiyordum ama kendinden geçişini görmeliydim.
-Yüzünü görebileceğim bir pozisyon var mı?
-Huh…bir..dene..rim..ama..ol..huh..olur mu bilemem.
-Lütfen dene.
Bunu söyledikten sonra tekrar dudaklarına yapıştım,o da tekrar içime girmişti.Deneme başarılı olmuştu,onun kendinden geçmiş ifadesini,kıpkırmızı yanaklarını izledim.Ve gözleri daha da açık bir maviye döndü,sanki onun içindeki şeytanı uyandırmıştım.İyice sert oldu ve yatağın demir parmaklıklarından oluşan başlığına tutunmaya başladı,ikimiz de delice inliyorduk ve iki dakika sonra bu acı tatlı senfoni sona erdi.Ben yine üste çıktım ve ona sarıldım,beni göğsüne bastırdı.
-Bu..huh..bu da neydi böyle.
Yana döndü,bana iyice yaklaştı ve kulağıma fısıldadı;
-Bu çok çabuk çarpan bir şaraptı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1 Ekim 2011 Cumartesi

Ve Olaylar Gelişir

Evden çıktığımda Zeynep iştahlı bir şekilde fangirl hikayesini yazıyor Çisem de sabırla bunun bitmesini bekliyordu,annem ise çoktan çıkmıştı.Dünkü sevincimi ”iyi bir kızla takılmam” olarak değerlendirmiş ve bana kızlar hakkında birkaç tavsiye vermişti.Pembe yalanları severler,pek cinselliğe bulaşmazlar,ilk buluşmada ucuz bir çift küpe çok iyi olurmuş,yemeği ben ısmarlamalıymışım…sorun şu ki bunların hiç birine ihtiyacım yoktu.Gideceğim adres 20 yaşında bir erkeğin eviydi,gerçi ne kadar ”erkek huyları” öğrensem ve bilsem de onun bunlara ihtiyacı olmayacaktır diye düşündüm çünkü o farklı bir insandı.Facebook adresinden gördüğüm kadarıyla reklamcılık okuyordu ve bayağı yaratıcılık gerektiren şeyler çiziyordu,yaratıcı insanlar da pek ”normal” olmazlar.Evine ilk defa geldiğim için bir hediye almam gerektiğini düşündüm sonra bunun çok saçma olacağının farkına vardım, yeni tanışmıştık ve benim sevdiğim hediye ona çok saçma sapan gelebilirdi,sonunda ne kadar birbirimize ısınsak da zevklerimiz tamamen farklı olabilirdi.Yine de boş gitmemek için iki dondurma aldım.
Apartman kapısına geldim,”Erguvan” yazan zili çaldım ve beş katı soluk soluğa tırmandım.Lacivert bir kot ve siyah sade bir tişört giymişti,bu sadelikte bile çok seksi görünyordu,ben ise siyah dar kotumla ve mor tişörtümle özenti bir emo çocuk gibi görünüyordum.Ama emo değilim.Sadece öyle giyiniyorum.Her neyse,kapıdan içeri girdiğimde muhteşem bir manzarayla karşılaştım.Eski ama harika bir teras katıydı burası,insanlara bir huzur ve rahatlık veriyordu.Dondurmalar için teşekkür edip onları buzdolabınaa attıkktan sonra ”Hoş geldin,işte burası da benim evim.Annemlerle onlar Ankara’ya geri dönmeden önce burada yaşıyorduk,ben üniversite için burada kalınca ev de benim oldu.” dedi,ben de ”Ne şanslısın,çok güzel bir ev.” dedim.Tam pencerelere bakan kanepeye kurulduğumuzda ise ne kadar kalacağımı sordu, ben de ”Gece ona kadar iznim var.” dedim.”Harika” dedi,”gün batışını beraber izleyebiliriz.Her yer bir anda kızıl oluyor,mutlaka görmen lazım.” O anda o kadar mutluydum ki,benim için planlar bile kurmuştu!
-Eee,müzik açayım mı bilgisayardan?
-Hm,biraz rock iyi giderdi ama yine de sen bilirsin.
Odadan laptopu getirdi ve bir Media Player listesi açtı.O anda Mor Ve Ötesi çalmaya başladı,bu çocuk beynimi okuyordu.Tam bu güzel öğleden sonraya göreydi.Müziğin ve onun dediklerinin de etkisiyle burada geçireceğimiz güzel bir yazı hayal etmeye başladım.O bu sırada mutfaktaydı,bana bira kendisine de şarap getirdi.
-Bir ara şarabı da denemelisin,bira gibi hafif değildir ama böyle anlarda çok iyi gider.
-Denedim ama beğenmedim,çok acı-tatlı bir tadı var ve seni nasıl çarptığını anlamıyorsun.
Geçen yaz Alanya’ya gittiğiimizde annem kızlarla ve anneannemle gezerken otelin barında gizlice Rus ”arkadaşım” Olga’yla şarap içmiştik.O gayet dayanıklıydı ama ben ikinci kadehten sonrasını hatırlamıyorum,uyandığımda neyse ki bizim odamızdaydım ama boynumda ve kasıklarımda ısırık izleri vardı.
-Kontrollü olursan seni çarpmaz.Bu arada Alanya’ya hangi ayda gittin? Ben de geçen yaz oradaydım da
-Haziran’da gittik,sen hangi ayda oradaydın? Bu arada farkında mısın bilmem ama gittikçe yakınlaşmaya başladık birbirimize
-Haha gün geçtikçe senin tanıştığımız günde söylediklerine inanıyorum.Ben de Temmuz başlangıcında gitmiştim,yani seni günlerle kaçırdım.
-Şimdi buldun ya,önemli değil.
Bunu dedikten sonra o masmavi gözlerini bana dikti,adının neden Deniz olduğu belliydi,gözleri denizin rengi gibiydi,azıcık yeşile çalan bir mavi.Elimi tuttu ve bana yaklaştı,bir anda beni ateş bastı,korktum.Dondurma isteyip istemediğini sordum.Ofladı,pufladı ve mutfağa yöneldi.O sırada son günlerde olanları düşündüm.Önce rüyamda görmüştüm,dün evinin kapısında görmüştüm,bugün de yatak odasında görecektim.Bu kadar hızın sonu iyi değildi,biraz yavaşlamak lazımdı,ancak görünüşe bakılırsa bu yavaşlama anca 1-2 saat sonrasıydı.
-Al bakalım dondurmanı.Bu arada bu frambuazlı dondurmalara bayılıyorum.aldığın için çok sağol.
-Bir şey değil,bu evine ilk gelişim olduğu için biblo tarzı bir şey almalıydım ama sonra vazgeçtim,malum yeni tanıştık.
-Temkinli davranıyorsun ne güzel.Ben olsam senin saçma sapan bulabileceğin bir şeyle evine damlayabilirdim.
-Haha,gerçi benim için farketmez,evde zaten 4 tane kadın var, yani aldığın şey ne kadar kokoş olursa olsun göze çarpmaz.
-Dört kadın mı? Nasıl yani?
-Annem,ikiz küçük kız kardeşlerim ve biri sekiz diğeri on yaşında iki kız kardeşim daha.
-Oha,annen seni çok genç doğurmuş olmalı.
-Evet,ama benden önce abim vardı.Ama o yurtdışına gitti yani ben kızlarla kalakaldım.
-Ne kötü.Ben tek çocuğum,hiç bir zaman bir kardeş ya da bir abi istemedim o yüzden senin çektiğin dertleri anlamasam da hissediyorum.
-Sonuna kadar haklısın istememekte,yalnız çocuk olmak çok iyi bir his.Çocukluğumda annem adliyeden işe koştuğu için bunu biraz yaşadım diyebilirim.
-Boşanma mı oldu? Altı çocuktan sonra doğaldır tabii…
-Bu altı çocuğun ilk ikisini doğurtan adam gitmişti zaten,boşanma geri kalan dördünü yapanlaydI.
-Çok kötü olmuştur ya,annen erkeklere güvenmiyordur ve bu…az da olsa…seni de etkiler.
Yine elimi tuttu.Tamam dondurmayı yalamam ve bu sırada ”dramatik” bir şeyler anlatmam onu etkilemiş olabilirdi,bunu anlayışla karşılayıp konuşmaya devam edebilirdim ama o da karşımda yalanıyordu ve bana çok sevimli bir yüz ifadesiyle bakıyordu.Yavaşlamamız bu kadar olmuştu işte.Ona sarıldım ve ”Abime ve amcama güvenmedim ama sana güveniyorum, sen farklısın ve çekicisin.”
Onun yaptığını yaptım,dondurmamı yandaki tepsiye koydum ve dudaklarına yapıştım.Frambuazın da etkisiyle dudakları çok lezzetli geldi,bu arada dondurmaları aldığıma sevinmiştim eğer yemeseydik şarap o çilek dudakları bile kirletebilirdi.Bu sırada elimi onun beline doladım ve o tişörtünü çıkarttı,boynumdan başlayarak dudaklarını vücudumda gezdirdi.Her adımda daha iyiye gidiyordu,o sırada bakışlarımı yana kaydırdım ve güneşin battığını gördüm.Her yer kızıldı,gerçekten de harika bir manzaraydı.Ama manzaraya çok dikkat edemedim,Deniz iyice aşağılara inmişti ve tutku beni esir alıyordu.O devam ederken saçlarını okşasam da aklım gayet yerindeydi,yatakta devam etmesini söyledim,ama aynı zamanda ben de onu delirtmek istiyordum,bu oyun kirli olduğu kadar güzeldi de.
Beni sürükledi ve yatağa attı,tamamen çıplaktım ama hiç utanmamıştım,ben de delirmiştim ve tek istediğim şey içime girmesiydi.Ama önce ben de onu tatmalıydım.
Ve onu taklit etmeye başladım,kasık kemiklerini yaladım,Ville’ninki gibi belirgindi kemikleri ve hatları biraz kadınsıydı,fakat makyaj yapsa bile gayet erkeksi durabilirdi.Aşağıdaki işimi bitirince nefes nefese ”Çok güzeldi” dedi,”Şimdi ikimizin de aynı anda çok güzeldi diyeceği bir şey yapacağım.” Beni kucağına aldı,içime girdi ve boynumu yalarken bir yandan da feci acıttı.Acıdan inlemeye başladım,bu onu daha kötü yapmış olacak ki beni yan yatırdı ve öyle devam etti.Artık her şey çok sertti,tatlı olan tek şey onun inlemeleriydi,bunları durdurmak istemiyordum ama kendinden geçişini görmeliydim.
-Yüzünü görebileceğim bir pozisyon var mı?
-Huh…bir..dene..rim..ama..ol..huh..olur mu bilemem.
-Lütfen dene.
Bunu söyledikten sonra tekrar dudaklarına yapıştım,o da tekrar içime girmişti.Deneme başarılı olmuştu,onun kendinden geçmiş ifadesini,kıpkırmızı yanaklarını izledim.Ve gözleri daha da açık bir maviye döndü,sanki onun içindeki şeytanı uyandırmıştım.İyice sert oldu ve yatağın demir parmaklıklarından oluşan başlığına tutunmaya başladı,ikimiz de delice inliyorduk ve iki dakika sonra bu acı tatlı senfoni sona erdi.Ben yine üste çıktım ve ona sarıldım,beni göğsüne bastırdı.
-Bu..huh..bu da neydi böyle.
Yana döndü,bana iyice yaklaştı ve kulağıma fısıldadı;
-Bu çok çabuk çarpan bir şaraptı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder